YILKI FANZİN

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

yaşlı kara joe hala pamuk topluyor senin kurdelaların ve omuzlukların için ve herkes biliyor..

discreet-11herkes biliyor, zarların hileli olduğunu
herkes parmaklarını çapraz yapar yuvarlarken
herkes biliyor, savaşın bittiğini
herkes biliyor, iyi adamların kaybettiğini
herkes biliyor, dövüşün hileli olduğunu
fakirler fakir kalır, zenginler zenginleşir
hep böyle gider herkes biliyor

herkes biliyor, geminin su aldığını
herkes biliyor, kaptanın yalan söylediğini
herkeste bu buruk duygular
sanki babaları ya da köpekleri ölmüş gibi

herkes ceplerine konuşur
herkes bir kutu çikolata ve uzun bir gül ister
herkes biliyor

herkes biliyor, beni sevdiğini bebeğim
herkes biliyor, gercekten sevdiğini
herkes biliyor, sadık olduğunu
bir iki akşam eksik, fazla
herkes biliyor, ihtiyatlı olduğunu
ama tanışman gereken o kadar çok insan vardı ki
giysilerin olmadan
ve herkes bunu biliyor

herkes biliyor,herkes biliyor
hep böyle gider
herkes biliyor

herkes biliyor, ya şimdi ya asla
herkes biliyor, ya ben ya sen
herkes biliyor, senin sonsuza dek yaşadığını
ve sen bir iki replik okuduğunda
herkes biliyor anlaşmanın çürük olduğunu

yaşlı kara joe hala pamuk topluyor
senin kurdelaların ve omuzlukların için
ve herkes biliyor..

ve herkes biliyor, salgının yaklaştığını
herkes biliyor, hızlı hareket ettiğini
herkes biliyor, çıplak adamın ve kadının
sadece geçmişin parlayan birer kalıntıları olduğunu
herkes biliyor, sahnenin öldüğünü
ama yatağında bir sayaç olacak
açığa vuran herkesin bildiği şeyi

herkes biliyor, başının belada olduğunu
herkes biliyor, neler yaşadığını
calvarynin tepesindeki kanlı çarmıhtan
malibu sahillerine kadar
herkes biliyor, parçalara ayrıldığını
bu kutsal kalbe son bir kez bak
patlamadan önce
ve herkes biliyor.

herkes biliyor,herkes biliyor
hep böyle gider
herkes biliyor… – Leonard Cohen, Sharon Robinson

https://www.youtube.com/watch?feature=player_embedded&v=GUfS8LyeUyM

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Sevgi Duvarı

sen miydin o yalnızlığım mıydı yoksa
kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi
dilimizde akşamdan kalma bir küfür
salonlar piyasalar sanat sevicileri
derdim günüm insan içine çıkarmaktı seni
yakanda bir amonyak çiçeği
yalnızlığım benim sidikli kontesim
ne kadar rezil olursak o kadar iyi

kumkapı meyhanelerine dadandık
önümüzde altınbaş altın zincir fasulye pilakisi
aramızda görevliler ekipler hızır paşalar
sabahları açıklarda bulurlardı leşimi
öyle sıcaktı ki çöpçülerin elleri
çöpçülerin elleriyle okşardın beni
yalnızlığım benim süpürge saçlım
ne kadar kötü kokarsak o kadar iyi

baktım gökte bir kırmızı bir uçak
bol çelik bol yıldız bol insan
bir gece sevgi duvarını aştık
düştüğüm yer öyle açık seçik ki
başucumda bir sen varsın bir de evren
saymıyorum ölüp ölüp dirilttiklerimi
yalnızlığım benim çoğul türkülerim
ne kadar yalansız yaşarsak o kadar iyi

Can YÜCEL

 

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Video | Posted on by | Tagged | Yorum bırakın

bir mektup daha

bir hayatın özetini okudum yüzünde
anlamlı, ama bunun hakkında daha fazla konuşmayalım.
nasıl olsa bir gün bir yerlerde bir mezarda
elmacık kemiklerim çağıracak seni
bir ruh darlığında bir kalp sıkışıklığında
tekinsizdik bilirsin.
ama esas kim ölü olan, hepimiz mi
tuşlara basıyorum bir tıkırtı varlığım
benim zindanımdan kurtulmuş mutlulara bencil ağıtlar yakıyorum
esas tutsak kim, şimdi anlıyoruz değil mi
hayır anlamıyoruz

açamam penceremi
hızır’ın adresi hangi cebindeydi
ne kadar sıkışmalı bir mengeneyle
bu kadarı kafi değil mi
kimin cennetinde gözümüz
kimin elinde Gepetto
mide bulantımdı o vitrinlerdeki

utangaç mektuplardır o
bir şey kaybetmesin diye içinden
sımsıkı sandıklarda gömülüydü
ama yine de mürekkebi sana gelmeden kururdu
bir rüzgara karışır bir esinti olurdu
masalın sonunu biliyorsun ben duymak istemiyorum
tüm nehirlerin anlaşıp bir denize döküldüğü yerde
tüm saatlerin deliler gibi on ikiyi vurduğu devirlerde
duymak istemiyorum açamam penceremi
sen de uzaktan dinle.

ne güzeldi seni sevmek bir de acın olmasa
olmasa olmazdı bu dikenler bu ayrık otları bu zambaklar
öyle anlamsız mezarlar parklar olurdu
ağaçlar bir sırrı hep saklar
ama sen de beni gör hep baktığın yerlerde

ama haydi anla dünya hiç yeterli değil
gidilecek hiçbir yer yok
yok öyle bir şey uzak diye
ben ciğerlerim kalırsa temiz uyanacağım
kalbim kalırsa – ki bir et parçasıdır kimilerince o –
buradan sağ çıkarsam ruhumla
ama ne yapsam da
ne yapsam da seni gömecek bir yer bulamayacağım.
bir tasvir anlatacak olanları geride kalanlara
adına şiir yazılan kadınlar atlasında şerefli yerini alacaksın
bense bir manzara resmine bile sığmayacağım.
bu olanlar çok acıtacak herkesi, belki biraz seni

ama bunları çocuklara anlatmayın.

Uncategorized içinde yayınlandı | Tagged | Yorum bırakın

yaşamakçanın grameri

bir kelime gelir ve en başa yerleşir
kurtaramaz yalnızlıktan annelerin çok sevdiği oğullarını
annelerin çok sevdiği oğulları heceler sevgileri
bir destan yazar anneler güllü Yasin kitaplarıyla
yaşamaksa yaşamak
direnilir.

merhaba başımızın ağrısı.
burada peygamberler dönemi kapandığından beri işler böyle
sağır bir hattat işledi duvarlara kaçak cümleleri
o eski şairlerden kalmadığında medet
sıra geliyordu acemi oğlanlarına
bir babanın sırası geçiyordu
yaşamak sırası geliyordu
oysa bilirdi O ,
yani Muhammed-ül Emin
o yetim bir çocuktu
yaşamak sancısı akar dizlerine
bir Tanrı’nın merhameti yok kimsede olamaz
merhaba gırtlağımın sancısı

burada işler böyle
atalarım bir dil bırakmadı bana sana ulaşacak
babilin tepelerine şimdi çıkamayacak kadar yorgunuz
bizi bizle bırakmadılar burada
Bağdat Şam Kahire …
belki biraz İstanbul damlatıyorum elimde son kalan…

şimdi biraz kekeme seslenirim uzaktan
senin hiç beğenmeyeceğin bir şiir yazarım
ihtimal üşüyen sakallarım ve son nefesimle
o beğenmeyen kırk yaşına o beğenmeyen
kan sarnıçlarında birikmiş bir tarihten tanıyorum seni
acımasız kadınlar acımazsız erkekler göç ve çocuklar
sen bunları benden daha iyi bilirsin.
yüzümüzün çizgilerinde işleyen bir tarih ve saat ilerliyor
benim saçlarımın tanınılmazlığı
senin bitmez anlatılacak güzelliğin
her coğrafyada gidecek bir uğrak yerin var.
tükenmez bu esmerliğin alacakaranlıkta
oysa seni düşünmelerin sonunda yorgun düşüyor
hayali bir soğuk mekanik gri dayıyorum şakağıma
boydan boya bir soğuk.

geride kalanlar savaş meydanı çığlıklar
kırık bir dille onarmaya çalışıyorum
istihkamlar arasında
yüreklendirmeye çalışıyorum kalanları
benim kalbim topal tekler sanki muaftır niye her savaştan
oysa ünlüler ünsüzler hepsi orada harflerin
orada yani o hüzün fışkırtan yarıkta..
ben öğrenemedim.
sana sözlerim var
ulaşır mı bilemedim.

öğrenemedim yerini yurdunu gitmenin
yürüdüm yıkık kentler geçtim ama yetmedi uzaklaşmaya
bütün hünerlerimi sergiledim
rutubetli odalara girdim aranmayı bekledim
ne zaman bir kadınının bir nehir aksa yüzünde
gerçi yakışmaz ya ona böylesi
o daha çok bir dağ eteği…
zincirlerinden kurtulduğunda

son rötuşlar azrail’e çıkmadan
kılıçlar kırıldı aşk öldürdü
bu katlara uğramadı bir daha hiç ölüm.
yaşamaktan izinsiz sevdik birbirimizi
İzinsiz imzasız belgesiz raporsuz
kayıt dışı bir seviş.

öğrenemedim görüyorsun.
zaman doldu diyorsun iyi dileklerini sunuyorsun.
giderim.
yaprakları dökülür canevimin
bil ki sözümün tarihini.

a.hikmet, 29.07.2013 , 02.30

Uncategorized içinde yayınlandı | Tagged | Yorum bırakın

nature boy

kedileri severdim
kuşlara saldırdıklarını duymadan önce
hatasız kuş da olmaz doğrusu
ama talih kuşu
denilerek telafi edilebilir
genlerdeki bir zayıflık
yada gereksiz duygusallık
hatırımıza saklanabilir
çünkü allah’a bırakmak istemez
hiçbir kul işini
ayrılık sonrası okunacak dua hangisi
gerçi hiç kavuşmadık.

dur dinle
ben de kendimi telafi edebilirim
sen her şeyi izah etmek derdinde olmasan da
böyle bir işe girişebilirim
derken aklıma “işteş”ler konusu gelir
mavi önlükle.

tutulmuş köşe başlarında
gördüm ismini
kapında yazıyordu.
bir “-i” harfi anlam için ne kadar önemli.
o an anladım koridorun en karanlığındasın
hani bilir misin bilmem
annemize çok yabancı
anaokulu öğretmenleri gibi…

spinoza gerçekten anlamak isterdi
ben o kadar uzun boylu değil
gerçekten sevgi?

17.03.2013 a.hikmet

Uncategorized içinde yayınlandı | Tagged , | Yorum bırakın